Vahdettinciler, Padişahı aklamak için sürekli olarak, “Vahdettin’in, Türkiye’den kaçarken hazineyi soymadığını” dile getirmişlerdir. Öncelikle “hainlikle”, “hırsızlığın” aynı şeyler olmadığını hatırlatarak bu Cumhuriyet tarihi yalanını deşifre edelim.
Vahdettin’in “hazineyi soymadığını” iddia edenler, bu iddialarını kanıtlamak için padişahın paraya pula düşkün olmadığını ileri sürmüşlerdir. Ancak II. Abdülhamit’in kızı Şadiye Osmanoğlu, babasından kalan içi mücevher dolu bir çantanın Vahdettin’in çok ilgisini çektiğini ve Vahdettin’in o çantayı vermemek için “birtakım itirazlar icat ettiğini” belirtmiştir.
Lütfi Simavi de anılarında, “Vahdettin Efendi’nin Paraya Karşı Olan Aşırı Sevgisi” başlığı altında onun paraya çok düşkün olduğunu; ağabeyi Sultan Reşat’tan kalan paraları yasal mirasçılarına vermeyip “kendi keyfince harcadığını”, bu parayla bir takım saray eşyası ve sofra takımları yaptırdığını “büyük bir şaşkınlık içinde öğrendim” diyerek ifade etmiştir.
Öncelikle, evet! Vahdettin isteseydi, hazinenin tümünü değil ama “yükte hafifi pahada ağır bazı şeyleri pekala götürebilirdi”. Ancak Özakman’ın da belirttiği gibi, ” Vahdettin, anlaşılan aile içi para ilişkilerinde zayıf ama töreye karşı dikkatli” olduğundan, tarihi öneme sahip değerli parçaları sarayda bırakmıştır. Örneğin Kaşıkçı elmasını cebine atmadan gitmişti. Eğer bunları çalsaydı Vahdettin’e “hırsız” dememiz gerekirdi. Ancak Vahdettin’-in hırsız olmaması, hain olmadığı anlamına gelmez; çünkü her hırsız hain olmadığı gibi, her hain de hırsız değildir! Nedim Çakmak’ın dediği gibi, “Vahdettin haindi, ama hırsız değildi!”
Bu gerçeğin altını çizdikten sonra şimdi gelelim, “Vahdettin’in hazineyi soymadığı” ve “parasız pulsuz” Türkiye’den kaçtığı iddiasına!
Öncelikle, Osmanlıda iki tür hazine vardır. Bunlardan biri devlet hazinesi olan Hazine-i Birun, yani dış hazine, diğeri ise, Hazine-i Enderun, yani iç hazine.
İç hazinedeki giriş çıkışlar Padişahın emriyle ve bilgisi dahilinde yapılmaktadır. Tarihçi Ubucini, “Bu hazine kayıtsız şartsız milletin malıdır. Hüküm süren sultan bu hazinenin sadece koruyucusudur” demiştir. İç hazinenin Ceyb-i Humayun denilen kısmı ise padişahın gündelik masrafları için kurulmuştur. Gelirleri arasında Mısır irsaliyesi, darphane faizleri, hediyeler, müsadereler vb bulunan bu hazineden padişaha her ay belli bir miktar maaş ödenmektedir. Tanzimat’tan sonra padişahların bütün hazineyi istedikleri gibi kullanmalarının önüne geçilmiş ve padişahlara belli bir miktar maaş ödenmesine başlanmıştır.

By admin

kocaeli escort şişli escort ataşehir escort beylikdüzü escort escort bayan escort bayan ankara escort ankara escort izmir escort izmir escort izmir escort escobarvip mecidiyeköy escort şişli escort escobarvip jigolo istanbul escort bayan maltepe escort istanbul escort beylikdüzü escort bahis siteleri mobilbahis bets10 matbet youwin canlı bahis siteleri adana escort adana escort hd porno izle izmir escort ataşehir escort bayan bodrum escort bodrum escort kızları bodrum escort bayan ataşehir escort ataşehir escort porno izle hd porno türkçe altyazılı porno türkçe altyazılı porno Antep Escort
Denizli Escort
Bursa Escort
Konya Escort
Malatya Escort
türkçe altyazılı porno türkçe altyazılı porno mersin escort escort mersin maltcasino grandbetting betnano escort istanbul istanbul escort istanbul escort bayan mroyun cialis maltepe escort kadıköy escort ümraniye escort escort bayan escort bayan pendik escort